Covid-19 Sonrası Normalleşme Döneminde ‘Etkinlik Endüstrisi’ni Neler Bekliyor?

“Sosyalleşme” ve bir araya gelme insanlar için sosyolojik, psikolojik bir ihtiyaç. Bu nedenle pandemiden en çok etkilenen sektörlerin başında gelen ‘Ektinlik Endüstrisi’ pandemi sonrasında en çabuk toparlanabilen sektörlerin başında gelecek. Sosyal mesafe, hijyen, yiyecek-içecek sunumları vb. konusunda teknik olarak bugün nelerin değiştiği biliyoruz. Peki normalleşme dönemde daha stratejik, yaşamsal, iş yapma alışkanlıkları değiştirecek konular neler?

1.- Pek çok marka ve etkinlik ajansı pandemi sürecinde ister istemez sanal etkinlikleri anlamaya, denemeye, dijital alanda bir şeyler yapmaya çalıştı. Başarılı olanlar da var başarısız olanlar da. Pandemi sonrasında yapılan tüm etkinliklerde ‘online katılım’ da bir seçenek olacak ve ‘hybird’ etkinlikleri daha fazla görmeye başlayacağız. ‘Hybrid’ etkinlikler kişi başına düşen maliyeti azaltacağı gibi erişim oranlarını da yükseltecek.

2.- Pandemi öncesinde çok da dikkat edilmeyen ve sektörün doğası gereği hızla hareket etme gerekliliğinden detaylarına takılmadığımız sözleşmeler daha daha önem kazanacak. Özellikle ‘mücbir sebepler’, iptaller, tazminatlar daha detaylı hale gelecek. Muğlak ifadeler daha detaylı olmaya başlayacak.

3.- Pandemi sonrasında etkinlik endüstrisinin en çok darbe alan paydaşlarından oteller ve ‘venue’ler toparlanma sürecinde uygun seçenekler sunmak zorunda kalacaklar. Bir süre mekan bütçe kalemleri düşük olacak zamanla eski fiyat aralıklarına gelecekler. Bu süreçte ve sonrasında mekan/otel rezervasyon iptalleri, cezai şartlar çok daha ağırlaşacak. Peşinat, depozito, rezervasyon iptalinde cezai kesintileri daha çok görmeye başlayacağız. Pandemi sonrasında markaların tekrar sektöre dönmesiyle birlikte arz/talep dengesinde de olacak oynamalarla fiyatlar yükselmeye başlayacak. Pandemi sonrası geçiş döneminde ise görece küçük mekanlara talep daha büyük olacak.

4.- Pandemi sürecinde büyük zarar gören, kapanmadan ayakta kalabilen ajanslar açısından işletme maliyetlerinin ince elenip sık dokunduğu bir süreci göreceğiz. Ofis, eleman, ağırlama, araç giderleri mercek altına alınarak minimalize edilmeye çalışılacak. Bu noktadan hareketle ve ‘evden çalışma’ alışkanlıklarının gelişmesiyle birlikte sektörde ‘freelance’ çalışan daha çok eleman görmeye başlayacağız. Proje bazlı bir araya gelen ve proje bittiğinde dağılan ekip çalışmaları çok daha verimli ve daha az maliyetli olacak. Özellikle etkinlik ajanslarının uzak durduğu dijital ve ‘online’ çözümler için şirket birleşmelerini, yeni departman açma ihtiyaçlarını, etkinlik ajansları ile dijital ajansların kar paylı özel ortaklık, işbirliği yapılarını göreceğiz.

5.-  Geçiş döneminde bir süre ‘büyük etkinlikler’ yerine daha küçük, daha yaratıcı, sonuç odaklı, ölçülebilir, daha az maliyetli etkinlikler revaçta olacak. Bu nedenle yaratıcı fikirler çok daha fazla değer görecek. Dolayısıyla yaratıcı, deneyimli elemanlara daha çok ihtiyaç duyulacak.

6.- Geçiş sürecinde ‘yerel etkinlikler’ daha revaçta olacak. İnsanların seyahat etme alışkanlıkları eski haline gelene dek bölgesel, kolay ulaşılabilir, uçak seyahati gerektirmeyen etkinlikler ön plana çıkacak. Yurt dışı bayi toplantıları ve/veya tüm bayileri İstanbul’a, Antalya’ya götürmek yerine, parçalara bölünerek bölgesel bir dizi etkinlik şeklinde düzenlenmesi gibi.

7.- Dünyanın en çok çöp üreten sektörlerinden biri olan etkinlik sektörü gerek toplumsal algı gerekse maliyetler açısından yurt dışında uzun yıllardır üzerinde çalışılan “green events / yeşil etkinlikler” konseptine kaymaya başlayacaklar. Geri dönüşümlü malzemeler, minimum atık, daha az basılı malzeme kullanımı, dijitalin ağırlığı, daha az karbon ayak izi vb.

8.- Katılımcılar daha seçici olacak, olur olmaz her etkinliğe katılmak yerine en çok ilgi duydukları alanlardaki etkinlikleri seçecekler. Kitlesel, büyük etkinliklerden ziyade niş, özel bir konsepte sahip küçük etkinlikleri daha fazla görmeye başlayacağız.

9.- Sokağı yeniden keşfedeceğiz, açık hava etkinlikleri, “roadshow”lar uzun bir süre revaçta olacak.

10.- Toplumsal algının değişmesiyle birlikte tüm etkinliklerde ‘sosyal sorumluluk’ projeleriyle bağlantı kurmak gerek markaların gerekse tüketicilerin tercihi haline gelecek. 

Leave a Reply