Corona Salgınının “Etkinlik Endüstrisi”ne etkileri, bugün ve yarın…

Corona virüsü salgını nedeniyle etkilenen sektörlerin arasında ve ilk başlarda “Etkinlik Yönetimi” sektörü geliyor. Zaten uzun yıllardır bir çok farklı sebepten dolayı zorluklar yaşayan sektöre Corona son darbeyi vurdu desek yanlış olmaz sanırım. Kongrelerden fuarlar bayi toplantılarından konserlere basın toplantılarından lansmanlara, festivallerden kurumsal toplantılara ilk kez hiçbir krizde olmadığı kadar her şeyin durduğu bir zamandan geçiyoruz. Türkiye özelinde konuşursak geçtiğimiz yıllarda bir çok krizi atlatan sektörü neler bekliyorun cevabını sektörün önde gelen etkinlik firmalarının sahiplerine sordum ve onlardan aldığım yanıtları toparlamaya çalıştım. Onun üzerinde firmanın sahibi/kurucusu/yöneticisi ile yapılan ve asıl amacı bir iç görü yakalamaya çalışmak olan bu çalışmanın tüm sektör adına cevaplar içerdiğini söylemek oldukça iddialı olacaktır, böyle bir niyetim de yok zaten. Umarım bu çalışma sektörle ilgili bir tartışmayı başlatmaya vesile olur ve sorunları çözüm önerileri ile birlikte konuşmaya başlayabiliriz. Konuşmaya başlamamız gerekiyor çünkü “etkinlik ajansları” aslında buz dağının görünen yüzü. Bu sektörde hizmet üreten sektörleri düşündüğümüzde durumun ne kadar vahim olduğunu anlamak mümkün. Ses, Işık, Görüntü Firmaları, İnsan Kaynakları hizmeti veren firmalar, dekor üreten firmalar, catering firmaları, dijital ve normal baskı firmaları, prodüksiyon hizmeti verenler, fotoğrafçılar, kameramanlar, montajcılar, promosyon malzemesi üreticileri, nakliyeciler, içki firmaları, araç kiralama firmaları, transfer hizmeti verenler, mekanlar, oteller, enerji hizmeti sunanlar, kumaşçılar, demir atölyeleri, marangoz atölyeleri, malzeme taşıyıcılar, temizlik, güvenlik hizmeti verenler, sunum teknolojileri ve sunum içeriği üreten firmalar, sanatçılar, sanatçı menajerleri, orkestralar, performans sanatçıları, sunucular, podyum yapanlar…. Saymakla bitmeyen bir networkten bahsediyoruz…

Krizin ilk günlerinde sektör derneklerinin önde gelenleri bir araya gelerek bir deklarasyon yayınlamıştı zaten. Hükümet tarafından ne kadar karşılık gördüğü tartışmalı olsa da doğru bir durum tespiti ve taleplerini, çözüm önerilerini belirtmişlerdi.  (Ayrıntılar için)

İçinde bulunduğumuz konjonktürde ekonomik olarak ne tür tedbirler aldınız, ne tür tedbirler alacaksınız? Bu tedbirler yeterli mi?

Üç yıldır dövizin artışı, devalüasyon, yüksek faizli ticari krediler, nakit sıkışıklığı yüzünden vadelerin uzaması, rekabetin artması, komisyon oranlarının yerlerde sürünmesi ile bir resesyon yaşıyordu bu yüzden sektör zaten virüs salgını öncesinde de yapabileceği ölçüde ekonomik tedbirlerini almış, çoğu firma küçülmeye gitmiş, verimsiz müşterilerinden ayrılmış, ofis giderlerini minimuma çekmiş, kısaca zaten küçülebileceği kadar küçülmüştü. İçinde bulunduğumuz konjonktürle birlikte artık kritik eşiğe gelinmiş durumda. Bu nedenle şu aşamada alınabilecek yeni tedbirler gözükmüyor. Tüm sektör kepenkleri indirmiş ve belirsizliğin kalkmasını beklemekte. Böyle bir belirsizlik içerisinde de standart eski tip tedbirlerin işe yarayacağını da düşünmüyor. Salgından önce bu tip önlemleri almış, küçülmeye gitmiş, hizmet ve ürünlerini çeşitlendirmiş firmalardan tüm bu yaşananlar geçtikten sonra daha hızlı bir şekilde yeni iş hayatına adapte olabilecekler. Ancak bu koşullarda ve salgın süresinin uzaması halinde piyasada kaç firma ayakta kalabilir öngörmek olası görünmüyor. Üstelik bu karamsar tablonun yaşanması için gereken süre için de altı ay gibi aslında çok kısa bir zaman dilimi varsayılıyor.

Nisan ayından itibaren ise önlemlerden ziyade dramatik değişiklik kararları masaya yatırılmak zorunda kalacak. Ekip sayılarının küçültülmesi, bölümlerin kapatılması, belli hizmetlerden vazgeçilmesi, grup/çoklu şirketlerin kapatılması ve/veya birleştirilmesi yoluna gidilmesi. Büyük metrekareli ofislerin terk edilmesi, farklı şekillerde şirket birleşmeleri ve/veya resmi/gayrı resmi ortaklıklar, mekan paylaşımları, minimum kadrolarla belirli işlerin proje bazlı olarak “outsource” edilmesi, dün için lüks görülmese de bugün için artık lüks görülebilecek harcamaların kısıtlanması, riskli projelerden uzaklaşılarak daha basit, düşük bütçeli işlere yoğunlaşılması konuşulanlar arasında.

Ekonomik olarak tüm gelir kaynakları kesildiği için mümkün olduğunca tüm giderler durdurulmuş durumda. Kiralar, maaşlar vb. yi bunlardan ayrı tutmak gerekiyor. Mevcut karantina ortamı da zaten istense de ofislerin boşaltılması, küçük yerlere geçilmesi gibi önlemlere şimdilik olanak tanımıyor zaten.

Yine geçmiş işlerden gelecek olan nakit akışlarının ne olacağı da bir muamma. Markalar yaptırdıkları işlerin gelen vadelerinde ödeme yapacaklar mı/yapabilecekler mi orası da büyük bir bilinmezlik taşıyor. Marka-Ajans-Üçüncü partiler arasındaki vade ötemeleri ne kadar sürdürülebilir ve ne zaman iskambil kağıtları gibi sektör devrilmeye başlar öngörmek imkansız. Kısaca sektör bu şartlarda ne kadar dayanabileceğini, ne kadar ayakta kalabileceğini bile öngöremez noktada. Hükümetin bugün itibariyle açıklamış olduğu destek paketleri çok da işe yarayacak gibi gözükmüyor.

Hükümetin aldığı ekonomik destek paketleri sektörümüz için yeterli mi? Daha ne yapılabilirdi?

Hükümetin aldığı ya da aldığı söylediği tedbirlerin hiç birinin sektöre kısa veya uzun vadede bir yararının olmayacağı düşünülüyor. Ekonomik olarak yaşanan olağanüstü durumun sonrasında ne büyüklükte bir hasar oluşacağı ve buna ilişkin nasıl bir onarım ve ardından canlandırma önlemleri alınacağına dair ortada hiçbir şey yok. Ekonomik tedbirler bir yana proaktif bir yaklaşımla sürecin takip edilerek piyasaları rahatlatabilecek söylemler de olmadığı için bir güven de söz konusu değil. Mevcut konjonktürdeki karantina döneminde bugün bile çalışanların sosyal ve maddi hakları korunumazken yaşanan bu global salgın geçtiğinde oluşacak ekonomik daralma ve işsizlik tehlikesinde ne yapılacağı konusu hale bilinmezliğini korumaya devam ediyor. Destek paketlerinin kısa/orta ve uzun vadeli planlanarak, tek seferlik çalışmalar değil daha sistematik, uzun vadeli, hareket kabiliyeti olan bir sistematiğinin olması gerekiyor.

Mevcut destek paketlerine gelecek olursak; Nisan-Mayıs-Haziran ayları için yapılan KDV ötelemesi bu aylarda fatura kesilemeyeceği için hiç bir anlam taşımıyor. Zaten bir KDV çıkmayacak gibi gözüküyor. Bugün itibariyle bile bankalara herhangi bir genelge gelmiş değil, gelmiş olsa bile nasıl bir prosedür uygulanacağı netlik kazanmamış durumda. Özel bankalarda ise destek anlamında bir hareketlilik söz konusu değil. Vergilerde bir öteleme söz konusu değil. Bu sektör adına zaten oldukça yüksek olan vergilerin ötelenmiyor bile oluşu ciddi bir krize yol açacak. Keza SGK primleri, stopajlar, kiralar, elektrik, su, doğalgaz vb. düşünüldüğünde mevcut krizin bu sebeplerle daha da derinleşeceğini görmemek mümkün değil.

Peki sektör ne bekliyordu?

Hizmet endüstrisinin (Etkinlik, Organizasyon, Sahada Pazarlama, Turizm, Yeme ve içme / Eğlence vb.) en yüksek istihdam sağlayan paydaşlarının hepsinin sırasıyla;

  1. Mevcut Kredilerinin 1 Yıl Ötelenmesi,
  2. Mevcut Kredi Büyüklüğüne bağlı olarak Bankalarda TEMİNATSIZ Limit açma ve/veya yenileme olanağının sağlanması,
  3. Rüsum ve eğlence Vergilerinın belli bir süre kaldırılması, izin ücretlerinin düşürülmesi ve/veya kaldırılması,
  4. Vergi ve SGK Borçlarının bir defaya mahsus olmak üzere bir yıl ötelenmesi ve sonrasında 24 aylık bir kredi yapısı ile düzenlenmesi,
  5. İstihdam desteklerinin planlanarak hayata geçirilmesi,
  6. GeçsiGeçmiş seferde alıp adam gibi ödemiş olanlara Kesinlikle öncelikli destek verilerek tekrar kullandırılmalı…
  7. Hacizlerin belli bir süreyle durdurulması, ancak haczi durdurulan firmaların istihdam azatlma ve iflas başvurularının da durdurulması,
  8. ÇEK Ceza Kanununun bu süreçte yenien yapılandırılması,
  9. Vergi, SGK borcu olanların kamu ihalelerine girmesinin geçici bir süre de olsa önünün açılması,
  10. Salgın geçtikten sonra devlet kanadındaki aktörlerin pazarlama, eğitim vb. gibi projelerinin hacminin büyütülmesi,

 

 

Bu sürecin ne kadar süreceğini tahmin ediyorsunuz ve bu sürece sektör ne kadar dayanabilir, yapılması gereken şeyler nedir?

Sürecin ne kadar uzayacağını tahmin etmek güç olmakla birlikte bu sürenin üç dört ayı bulması halinde sektörün toparlanmasının minimum dört, beş yılı bulacağı, sürenin altı ayı geçmesi halinde ise zaten birkaç yıldır zorluklarla ayakta duran sektörün çok büyük bir darbe alarak ajanslardan hizmet sağlayan üçüncü partilere dek uzanan geniş bir yelpazede iflaslara yol açacağı öngörülmekte.

İlk üç aylık süreçte SGK, Gelir Vergisi ve KDV matharı belli bir büyüklüğün üzerinde olan şirketlerin üç ay içerisinde yüzde otuzunun, altı ayın sonunda ise orta ölçekli firmalarla birlikte sektörün yüzde yetmişbeşinin iflas, kapatma ve/veya iş yapamaz durumda olacağı ortak görüş olarak karşımıza çıkıyor.

Yine ortak bir görüş olarak salgının etkileri geçse bile 2021 yılına dek reklamverenin de sektörü canlandırmaya yetecek etkinlikleri planlamayacağı karşımıza çıkmakta.

Bizim sektörümüzle bağlantılı olarak bu sürecin Markalara olan etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Henüz bunu değerlendirmek için henüz çok erken olmasına rağmen geçtiğimiz kısa süreçte markaların da nasıl pozisyon alacağı konusunda zorlandıklarını, tüketicilerin davranış değişikliklerini gözlemleyip buna uygun projeler talep ettiklerini görüyoruz. Doğal olarak zaten dijitalleşen bir pazar söz konusuydu ancak her şeyi dijital platforma taşımak mümkün değil. Özellikle tüketici, marka deneyimleri hala fiziksel ortamlarda sonuç veriyor ve vermeye de devam edecek. Geçtiğimiz süreçte dijital ve fizikseli harmanlayarak (fijital) proje üreten ajanslar ve markalar bunun karşılığını almışlardı.

Ancak bu süreçte özellikle Çin merkezli üretimlerden dolayı piyasanın daralması ve bu yüzden iletişim bütçelerinin düşmesi söz konusu olabilir. Şu an markaların çoğu dijital platformlara kaymış durumdalar ve online tüketici, potansiyel tüketici ve lojistik dengesini kurmaya çalışmaktalar.

Son yıllarda marka/ajans ilişkisinde “ölümüne iş yaptırma”, dört/altı ay arası vadeler, satın alma departmanlarının mal ile entelektüel, yaratıcı birikimleri satın alma arasındaki iş bilmezliği nedeniyle zaten zor işleyen bir süreç söz konusuydu. Bu süreçten büyük yara alacak, kapanacak ajanslara nazaran markalar dönemsel geçiş ve alışma refleksleri ile yavaş yavaş pazarlama/iletişime geri dönerler ancak döndüklerinde doğru hizmet alabilecekleri, yılların deneyimine sahip ajanslardan bir kısmını da bulamayacakları da bir gerçek.

Bunun sonucunda ise markalar deneyimsel pazarlama konusunda çözümleri çok daha zor bulabileceklerini söylemek yanlış olmaz. Deneyimleme en etkili yöntem. Marka algısı, bilinirlik için farklı yöntemler mevcut, ne kadar etkili tartışılır ama mevcut.  Markalar tüm stratejilerini ve yatırımlarını tekrar değerlendirecekleri bir süreçten geçecekler ve  Online / Offline dengesi daha etkili bir şekilde Online lehinde değiştirmeye devam edecekler.

 

 

 

Son yaşadığımız salgın sonrasında sektör nereye evrilecek, neler değişecek? Sektörü neler bekliyor?

 

Sektörün birinci beklentisi bu krizden sonra ayakta kalabilmek. Öte yandan her yıkıcı değişimin ardından büyük değişiklikler ve yapıcı sonuçlar da ortaya çıkabiliyor. Bu süreci hem markaların hem de ajansların iyi gözlemlemesi ve değerlendirmesi gerekiyor. İletişimin yalnızca dijital üzerinden uzun süre gitmesi mümkün dğil. Dijital platformlarda  deneyim pazarlaması benzeri yeni tip iletişim yöntemleri denenmeye başlandı bile. Sanal konserler, sanal sergiler, sanal festivaller, sanal fuarlar daha da önem kazanabilir.

Online konserler deneniyor ama biliyoruz ki hiçbir zaman insanların bir araya gelerek fiziksel anlamda bir arada olma eylemini deneyimledikleri gerçek konserlerin yerini tutmayacak. Deneyimsel pazarlama ve Eğlence endüstrisi zaman içerisinde tekrar yoluna girecek. Bu deneyimden hareketle tüketici havalandırma, hijyen, kapalı mekanların koşullarını daha çok sorgulayacak. Daha çok sorgulayan, ince eleyip sık dokuyan bir tüketiciyle karşılalaşacağız.

Sektör kaldığı yerden, kalan/kalabilenlerle devam edecek muhakkak. Zaten vizyoner ajanslar çeşitil alanlarda ürün ve hizmetlerini çeşitlendirmeye başlamıştı bu daha da önem kazanacak.

Sektör deneyimi yüksek olan erken yaşta emekli arkadaşlarımızı da görmeye başlayacağız. Bu potansiyel tecrübelerin de sektöre tekrar nasıl kazandırılacağını da düşünmek gerekiyor.

 

30 yılı aşkın bir süredir bu sektöre emek veren biri olarak ben de kriz sonrasında sektörün yeni oyuncular, yeni yaklaşımlar, yeni organizasyon yapıları, yeni hizmetler, yeni iş yapma modelleriyle devam edeceğini düşünüyorum. Hükümetin bugüne kadar açıkladığı önlemler, tedbirler, destekler göz önüne alındığında uzun zamandır bu sektöre hizmet vermiş, çok önemli projelere imza atmış ajansların, dostlarımızın, arkadaşlarımızın bir kısmının finansal olarak bu süreci atlatamayacağını görmek çok üzücü. Beş yıldır sektörde danışmanlık yaptığım ajanslar ve markalarla zaten kriz ortamında olan sektörde ürün ve hizmet çeşitliliği, fijital, daha esnek, küçük, hareket kabiliyeti yüksek yapılar kurmaya uğraşıyorduk, kimiyle başardık da. Kriz sonrasında eskisi gibi büyük, kalabalık ajans yapılarını uzun bir süre görmeyeceğimizi söyleyebilirim. İşletme giderleri minimize edilmiş, küçük, kreatif deneyimli kadrolar ve bir çok hizmetin alt yüklenicilere ve kişilere “outsource” edildiği, dijital alt yapıları daha çok kullanan yeni ajans yapılarını göreceğiz. Bu süreçte farklı disiplinlere, hizmetlere sahip ajansların resmi ve/veya gayri resmi birleşmeler, ortak alan kullanımları, ortak proje üretimleri görebiliriz. Kriz sonrasında etkinlik yönetimi, festival, organizasyon danışmanlığı konusuna da daha çok ihtiyaç olacağını düşünüyorum. Gerek ajanslara, organizatörlere, markalara yönelik olarak. Büyük yapılardan kurtulan sektörün deneyimli ve emeklilik planları yapan profesyonelleri için deneyimlerini kullanabilecekleri yeni bir iş alanı olabilecek gibi gözüküyor.

 

Tarihin ilk yıllarından beri, festivaller, oyunlar, kutlamalar gibi  insanın sosyolojik/psikolojik ihtiyaçlarına cevap veren bir arada olma, bir arada eğlenme, deneyimlerini paylaşma alışkanlıklarının yerini dijital ortamda sosyalleşmeyle değişmeyeceğine –ki geçtiğimiz bu kısa süreçte bile internetin tüm olanaklarına, online konserler, söyleşilere rağmen evde olmanın getirdiği sıkıntı bunu kanıtlıyor,  inanan biri olarak sektörün çok büyük darbeler alsa da zaman içerisinde yeniden eski konumuna ulaşacağına inanıyorum.

Leave a Reply