IPTV bizi “ip”leyecek mi?

Benim yaşımdakiler için gelecek çoktan geldi de geçiyor bile. Bırakın çocukluk yıllarımızı, gençliğimizde bile bilim kurgu gibi görünen her şeyi ve ötesini yaşıyoruz. İnternet, sosyal medya, mobilite…

Radyo-Televizyon mezunu biri olarak uzun zamandır televizyon seyretmeye katlanamıyor ve seyretmiyor olsam da, bu “IPTV” işi beni oldukça heyecanlandırıyor. “Set Top Box” (set üstü kutu) temeline dayalı, internetten sosyal medyaya, televizyondan telefona ve hatta görüntülü görüşmeye kadar her şeyin tek bir cihazda toplandığı bir iletişim ve eğlence merkezinin var olma olasılığı oldukça heyecan verici. Tivibu, Digiturk IQ gibi girişimlerden, mevcut olanaklarla karşılaştırıldığında oldukça primitif olmalarına rağmen hala umudu kesmiş değilim. Un, yağ ve şekerin olduğu bir yerde hala helva yapılamıyor olması, büyük ihtimalle abone sayıları, yatırımın büyüklüğü gibi gibi gerekçelerle açıklanmaya çalışılıyordur. Ancak yumurta – tavuk hesabı, bu vizyona sahip olmadan ve yatırımları yapmadan abone sayılarının artmayacağı da bir gerçek. Özellikle Türk Telekom’un sahip olduğu finansal güce rağmen IPTV’nin mümkün kılacağı gelişmeleri yeterince hızlı bir şekilde platformuna aktarmaması, bir vizyon eksikliğin söz konusu olup olmadığını sorgulamama neden oluyor. Hadi çok gelişmiş fonksiyonlara sahip bir set üstü kutu tasarlamak maliyetli ve zahmetli, ayrıca da zaman alan bir süreç. Onu anladık. Ancak üst uç segmentte, zaten evinde internete, dijital yayına, telefona ayrı ayrı abonelik ücreti ödeyen bir kesim için bu tip bir abonelik bedelinin çok da fazla olmayacağını düşünüyorum. Ayrıca kullanılacak olan teknoloji altyapıları zaten internet ortamında günlük kullanımımızda olan, hatta ücretsiz ulaşabildiğimiz sistemler. Yapılacak tek şey anlaşmalarla entegrasyon sağlamak. Ama önce bu vizyona sahip bir hayal gücü gerekiyor.

Dilerseniz bu noktada kimin neyi yapıp yapmadığını bir süre için kenara bırakıp, biraz kendi hayalimizi kuralım. Hayal derken yeni bir şeylerden bahsetmeyeceğim. Aslında hepimizin bildiği, kullandığı, aşina olduğu yapıların birlikteliğiyle ne gibi sonuçlara ulaşabileceğimizi konuşacağız. Örneğin abonesi olduğumuz bir IP tabanlı bir dijital platformdan derbi maçı izlediğimizi varsayalım. Neden aynı platformun abonesi bir arkadaşımızla ekranda açtığımız bir pencereden görüntülü olarak konuşup, maç hakkında yorumlar yaparak birlikte izleme şansına hala erişemiyoruz? Mesela Skype kullanarak. Skype bu işi bedavaya yapmam derse ayrı bir görüşme ücreti koysun, isteyen kullansın. Mevcut yapılardaki aboneliğe dahil olan bedava filmleri saymıyorum, ekstra ücretle izlenebilecek film arşivindeki film sayısı, çeşitliliği de şu anda zayıf. Kimi platformlarda izlenilen filmlerin sansürlenmiş olması da ayrı bir hikaye. Eğer görsel bir platformdan bahsediyorsak, YouTube, Vimeo ve benzeri hazır içeriğe sahip sitelere erişim sağlayacak bir altyapı kurmak bu kadar zor mudur? Yoksa bunun altında denetleme/kontrol takıntısı mı var? Keza, kendini ispat etmiş yüzlerce internet radyosu neden IPTV programlarının içerisinde yer almaz? Tüm internet sitelerine IPTV üzerinden ulaşmak gibi bir beklentimiz olmasa bile, IMDB gibi özellikle seyredeceğimiz filmler hakkında bilgi alınabilecek özellikteki sitelere erişim sağlamak zor mudur?

Ya da iyi bir arama motoru ve navigasyon eşliğinde seçeceğimiz yönetmen veya sanatçının, arşivde veya normal yayın akışında ne zaman ve hangi filmlerinin olduğunu neden göremeyiz? PIP (Picture in Picture) teknolojisi ile herhangi bir film, belgesel vb izlerken neden ayrı bir pencerede Wikipedia, Google gibi sitelerden bilgiye anında erişemeyiz?

Amacım burada IPTV’nin olanaklarını saymak değil. Çünkü internet, telekomünikasyon, sosyal medya, mobil olanakların bir araya gelmesini sağlayan bu sistemde akıllı cep telefonunu yakından veya uzaktan kumanda olarak kullanmaktan tutun da, canlı yayınlarda farklı kameraları seçebilmeye kadar sonsuz kombinasyon mevcut. Bu etkileşimli yapı, zaman içerisinde alışverişten reklama, uzaktan eğitimden ev güvenliğine hayatımızı değiştirecek. Seyrettiğimiz bir dizide, filmde gördüğümüz bir ürünü üzerine tıklayarak anında sipariş edebileceğiz. Ya da ulusal veya uluslar arası farklı bir sürü alanda eğitim programlarına kaydımızı yaptırabileceğiz. Üstelik kendi oluşturacağımız günlük, haftalık aylık ders programları çerçevesinde. Teknolojinin bu hızı ve maliyetlerin düşmesiyle çok yakın bir gelecekte her şey mümkün gibi gözüküyor.

Burada bir ara verip, internet TV ve IPTV arasında “şimdilik” mevcut farklılıkları da ortaya koymak gerekiyor sanırım. Şimdilik diyorum, çünkü zaman içerisinde internet ve TV’nin ne kadar iç içe geçeceğini mevcut öngörülerin nasıl değişeceğini hep birlikte deneyimleyeceğiz. Bugün itibariyle, işin doğası gereği IPTV her zaman için internete göre daha kontrollü bir ağ yapısı gerektiriyor. İnternet PC ağırlıklı iken IPTV televizyon üzerinden “Broadcast” sistemiyle yayın yapıyor, “Streaming” olarak değil. Abone temelli olan IPTV, reklam desteğiyle bedava hizmet veren internet TV’den servis kalitesini garantileyerek ayrılıyor.Çok yakında akıllı telefonlar, bilgisayarlar ve elektronik cihazların birbirleriyle koordinasyonu daha da kuvvetlenerek artacağından “internet” tek bir küresel makine haline gelecek. Bu farklılıkların azalması, internet ve IPTV’nin bugünkü farklılıklarını da ortadan kaldıracak. Ama beni asıl heyecanlandıran konu ne IPTV’nin ne arşivden film seyretme, durdurma, geri alma, kaydetme gibi bugün de sunduğu basit olanaklar, ne de hayal gücümüzü zorladığımızda ortaya çıkarabileceğimiz senaryolar. Dijital ortamdaki içeriklerin gelişimine baktığımızda geniş bir taban için yazının görsele kayması (ki sevgili dostum Şenol Erdoğan yıllar önce bir söyleşisinde “JPEG kuşağı” olarak tanımlamıştı), videonun yükselişi ve içeriğin giderek kısalması zaman içerisinde IPTV içeriklerini ve program tarzlarını da etkileyecek gibi gözüküyor. Dizi ve film gibi yüksek bütçeli prodüksiyonların uzun bir süre daha önemli bir izleyici kitlesini çekeceği aşikar. Ancak zamanla yalnızca seyirci kalmak yerine, çeşitli alanlarda ve başlıklarda üretimde yer alan tüketicilerin “Vlog” ve“Webisode” tarzı içerikleri konsantre ve yepyeni tarz bir program yapısı olarak bu platformlardaki yerlerini alacaklar. Sosyal medyanın milyonlara takipçiye sahip yeni “fenomen”leri, ciddi yayınların bile ulaşamadığı takipçi/okuyucu sayısına sahip blogcular, görüntülü içeriğin krallığını ilan ettiği bir iklimde, gittikçe ucuzlayan, kalitesi artarken kullanımı kolaylaşan teknolojiyle buluştuklarında ve yayıncılık anlamında yaşamın her alanında ciddi alternatifler oluşturduklarında ne olacağı şimdilik meçhul. Ama gelişim heyecan verici.

Geçiş döneminde öne çıkan kişilerin, grupların ve programların büyük medya grupları tarafından transfer edileceğini, devşirileceğini ve kurumsal yapılar içerisinde asimile oldukça albenilerini kaybedip arkadan gelen yenileriyle yer değiştireceklerini söyleyebiliriz. Ancak bu süreçte kendilerinden önceki “başarı” hikayeleriyle kamçılanan ve bu alana yönelen milyonlarca üretici içinden yeme-içmeden sanata, sinemaya, talk show’a, komedi programlarından gezi programlarına öne çıkan ve takipçisi olan oluşumları aynı bütçelerle devşirmek çok daha zor olacak.

Çokluk ekonomisinde, gittikçe nişe yönelen hedef kitle tanımı için, daha fazla içerik ve program alternatifi sunabilmek yeni yayın anlayışının temellerini oluşturacak. Rating sistemlerinin yeniden değerlendirilmesini gerektirecek bu ortamda, kıran kırana bir rekabet içinde ortaya koyulan programların büyük bütçeli yapımların yerlerini hemen alamasalar bile, orta segmentteki programlara ciddi bir alternatif oluşturacakları zamanlar oldukça yakın görünüyor (KapakolsunTV şimdiden önemli bir program alternatifi oluşturmayı denemeye başladı bile)

Bu noktada bir başka olası gelişmeden de söz etmek lazım. Google arkasına Gasprom, Nabucco, Shell, Mobil gibi enerji devlerinin yatırımlarını alıp sürekli frekans ihalelerine giriyor. Bu mantığın arkasında YouTube’u küresel bir akıllı/bağlantılı TV kanal platformu haline getirme hedefi yatıyor. Halen üretilen tüm TV’lerin hem internet bağlantılı hem de akıllı olduklarını hesaba katarsak, bu adımın nereye evrileceğini öngörmek çok zor değil. Google, anında çeviri hizmetlerini de bu platforma entegre ederek, YouTube ile anlaşmalı TV kanallarının dizilerini, programlarını kendi dilinizde (sesli veya altyazılı) izleme olanağı sağlayacak. Orta vadede bu gelişmeler Fox, CNN, NBC gibi kanalların TV kanalı olmaktan çıkıp birer “içerik üreticisi” olmalarıyla sonuçlanacak. Elbette Türkiye’deki bir çok kanal da buna dahil olacak. TV kanalların reklam gelirlerinin kaybolacağı, reyting ölçümlemelerinin değişeceği (çünkü anında ölçebilme imkanı var), kamuoyu oluşturma tekelinin ortadan kalkacağı bir süreçten bahsediyoruz. Bu gelişmenin asıl vahim sonucu ise, bugün ana akım medyada gördüğümüz mülkiyet yapılarının, eski oligopollerin çok daha güçlü başka oligopoller yaratarak ciddi biçimde bilgi tekeline eklenmeleri. Üstelik küresel, çokuluslu, esnek ve şekilsiz bir oligopolden söz ediyoruz. Herhangi bir ulus-devleten hukukuna bağlı olmayacak, içeriği siyaset, din, ahlak temelli değil ekonomik açıdan değerlendiren devasa bir bilgi-medya-telekomünikasyon-ağ tekeli…. Aynı süreç radyo için de geçerli. Mobil teknolojinin gelişmesiyle bilgisayara sıkışmış olan internet radyolarının erişim anlamında önünün açılması yakın zamanda bu alanın da çeşitleneceğinin ve yeni tanımlamaların gerekeceğinin habercisi.Bunca bilgi ve öngörüden sonra gelelim şimdi zurnanın zırt dediği, beni asıl heyecanlandıran noktaya. IPTV’nin kontrollü yapısı, birçok alandaki sansüre uygun anlayışı bu yeni programcılık anlayışına ne kadar direnebilecek? Siyasetten cinselliğe, argodan oturmuş köhne “ahlaki” değer yargılarına, özgürlüğün yeniden tanımlanacağı yeni yayıncılık anlayışında ya uyum sağlamak ve hoşgörülü olmak zorunda kalacaklar, ya da internet TV’ye yenik düşerek ortadan kalkacaklar. Asıl soru burada. Böyle bir iklimde yerel içerik üreticisi durumuna düşecek olan IPTV gerek alternatif beklentilerimiz doğrultusunda “özgür” izleyiciler olarak, gerekse alternatif “özgür” içerik üreticileri olarak bizleri, egemen ideoloji ve karlılık ikilemi arasında kaldığında ipleyecek mi?
9

Bir Cevap Yazın