“Sosyal Medya” sandığın kadar korkutucu değil!

Son zamanlarda yapmış olduğum toplantılarda firma yönetici/sahiplerinin “sosyal medya” konusundaki korkularına şahit oluyorum. Doğal olarak kendileri bunu bir “korku” olarak tanımlamasa da, bahane olarak öne sürdükleri “gereksiz”, “bizim sektör için önemli değil”, “çoluk çocukla niye muhatap olalım”, “biz B2B’de iş yapıyoruz, son kullanıcıyla işimiz yok” gibi gerekçeler üzerinde konuşmaya başladığınızda aslında korktuklarını görebiliyorsunuz.

Aslında bu “korku”ya hak vermemek de çoğu zaman elde değil.

Bunun temelde birkaç sebebi var, bir tanesi, sözü geçen yönetici/firma sahiplerinin yaşları gereği “teknoloji”yi, teknolojiyi olsa bile sosyal medyayı takip edemiyor olmaları. Özellikle benim jenerasyonum ve üzeri bırakın sosyal medyayı, internet, bilgisayar kullanımı konusunda da oldukça geriden geliyor. Bunun sebebi de anlaşılabilir, çünkü bu jenerasyon bu teknoloji ile büyümedi ve sonradan keşfetmesi gerekti. Yoğun iş yaşamı içerisinde ise vakit ayıramadı. Hak vermemek elde değil. Bir diğer ve önemli sebebi ise, bilmedikleri, dolayısıyla kontrol edemedikleri bir alanda bulunmaktan rahatsız olmaları. Uzun yıllar içerisinde kurdukları, yönettikleri bir yapı içerisinde muhasebesinden satışına, imalattan ihracata/ithalata, bayi teşkilatından iletişime her şeye hakim ve denetleyebilirken, bilmedikleri, yorum yapamadıkları ve nereye gideceğini ön göremedikleri bir alanda bulunmaktan çekiniyorlar ve/veya yetersizlikleri ortaya çıkacak endişesi taşıyorlar. Üstelik kurumsal olarak bu mecrayı kullanmak bir yana, çalışanlarının da “iş saatleri” içerisinde bu mecrada vakit geçirmelerine karşı çıkıyorlar.

Bir diğer ve önemli bir sebep ise, anlık ve bu kadar serbestlik taşıyan, özgür bir iletişim alanından çekinmeleri. ( Şu cümleyi aynen duymuş bulunmaktayım; “ya orada bana, markama, firmama küfür ederlerse?”)

Sosyal Medya’da geçirilen vakit internette geçirilen vakitten üç kat hızlı artarken, sosyal medya kullanıcıları artık milyarlarla ifade edilirken bu korkuyla yüzleşmenin ve aşmanın zamanı gelmedi mi hala?

Ya da şöyle soralım isterseniz; Beyaz Saray’dan ülke başkanlarına, dünya devleri firmalardan gazeteci ve yazarlara herkes bu mecranın önemini kabul etmişken, firma çalışanlarınızın hepsi oradayken direnmek niye?

Direnmekten vazgeçtiyseniz, arkanıza yaslanın, rahatlayın ve okumaya devam edin. Rahatlayın diyorum, çünkü burada size didaktik, “sosyal medya uzmanı” bilmişliğiyle hazır formüller, pazarlama ve internet jargonuyla” 4P’den artık 7C’ye geçildi” gibi ahkamlar kesmeyeceğim. B2B’de sosyal medya neden önemlidir, nerelere kadar genişleyebiliri de anlatmayacağım. (Merak ediyorsanız google’da Maersk ve sosyal medya diye bir arama yaparak ulaşabilirsiniz)

Rahat olun, çünkü doğru bir strateji geliştirir ve bu mecrayı anlarsanız, gerek iletişimde gerekse içeriklerinizde kasmanıza gerek kalmayacağını göreceksiniz.

Başlayalım mı?

1.- Çocuklarınızla başlayalım mı işe? Önce onlarla konuşun, sosyal medyada neler yaptıklarını, hangi mecraları kullandıklarını, ne kadar vakit geçirdiklerini, ne yaptıklarını anlayın. Malum, sosyal medya çoluk çocuk işi ya… Yaşları önemli değil, 12 yaşında da olsalar 25 yaşında da, onlardan öğreneceğiniz çok şey var, çünkü sosyal medyayı onlar domine ediyor. O dile onlar hakim. Hakim olmak ne demek, o dili onlar yarattı ve her gün yeniden üretiyorlar. Evet belki haklısınız, işiniz gereği hedef kitleniz, müşterileriniz onlar değil. Ama, yakın bir gelecekte olacaklar, onlarla evrilmeniz gerekiyor, iki standartları onlar belirliyor ve biz onları takip ediyoruz. Bu mecra onlar sayesinde var oldu, onların üzerine kuruldu ve kuralları onlar belirliyorlar. Sosyal Medyada kullanılan kısaltmaları onlar icat etti, ilk capsi onlar yaptı, jargonu onlar belirliyor ve o jargonu o mecrada politikacısından iş adamına, sanatçısından gazetecisine biz, yani o çok sevdiğiniz “hedef kitle”niz olarak bizler de kullanmaya başladık. Eğer bizle iletişime geçeceksen, bizle konuşacaksan, çare yok, bizim öğrendiğimiz gibi sen de öğreneceksin. Yoksa?, yoksa sosyal medyada güya yer alan, soğuk ve iletişimi kopuk firmalar, markalardan bir yenisi daha olacaksın.

2.- Çalışanlarınızla devam edelim mi? Onlarla konuşun, sosyal medyada neler yaptıklarını, kimleri takip ettiklerini, neyi sevip neyi sevmediklerini sorun, buna vakit ayırın. Evet, belki süslü sunumlarla sizlere gelen ajanslar kadar derli toplu anlatamayacaklardır, haklısınız. Ama kimse onlara sormadı, fikirlerini almadı ve emin olun, içlerinde bizden, ajanslardan, bu konuda “guru” olarak kendini konumlayanlardan çok daha önemli, değerli bilgiler verebilecek kişiler mevcut. Tahmin edemeyeceğiniz bir çalışanınızın sosyal medya takipçi sayısı, size “sosyal medya yönetimi” için gelen ajansın sahibi ve çalışanlarından kat be kat fazla olabilir. Üstelik o bunu hiçbir yardım almadan, çeşitli üç kağıtlarla (gelecek olan sosyal medya ajansı sanal takipçi kazanma yöntemlerinin detaylarını size anlatacaktır) yapmadı. Sadece kendisi oldu. Onu, onları dinleyin.

3.- Bu aşamalardan sonra artık bir “sosyal medya ajansı” veya “danışmanı” ile bir strateji belirleme toplantısı yapabilirsiniz. Ki artık ne dediklerini veya daha önemlisi ne demediklerini daha rahat anlayabileceksiniz. Strateji belirlerken şunu unutmayın, stratejiniz ne olursa olsun, belirleyici olan “içerik” olacaktır. Eğer stratejiniz doğrultusunda bu mecraya uygun, özgün, okunabilir, paylaşılabilir, kabul gören ve sürdürülebilir bir içerik sağlayamayacaksanız orada durun. Sosyal Medyada hiç birimiz, hatta bayileriniz ve çalışanlarınız bile, gazetede çıkmış haberlerinizle, röportajlarınızla, devamlı paylaşacağınız ürünleriniz, onların fiyatları ve indirimlerinizle ilgilenmiyoruz. Evet, bir yere kadar ilgileniyoruz ama bizi boğmayın. Üstelik sosyal medyada sizi görebiliyorsak, internete bağlıyız demektir, internete bağlıysak ve ihtiyacımız varsa, bir ürün arıyorsak iki tıkla zaten siz istemeseniz de sizi buluruz. Bize sürekli bir şey satmaya çalışmayın. On dakikada bir ürünlerinizin ne kadar iyi olduğunu, nasıl avantajlı olduğunu gözümüze sokmaya çalışmayın. Bize bir şey satmanızı değil, bizle iletişim kurmanızı istiyoruz. Firmanızın, markanızın ne vaat ettiğini görmek istiyoruz, kim olduğunuzu, hikayenizi bilmek istiyoruz. Artık şunu bilmeniz gerekiyor, ürün satın almıyoruz, vaat satın alıyoruz. Konuşabilmek, paylaşmak istiyoruz.

4.- Konuşabilmek ve paylaşmak demişken; evet bu bir tercih, tek taraflı bir iletişimi de seçebilirsiniz, bize uyar, cevap vermeyebilirsiniz, yalnızca paylaşımda bulunabilirsiniz, içeriğiniz ilgi çekiciyse, bize dokunuyorsa problem yok, biz varız. Ama daha iyisi, bizle iletişime geçebilirsiniz, cevap verebilir, konuşabilir, ve hatta kimi zaman dozunu kaçırmadan espri bile yapabilirsiniz, demiştim ya rahat olun. Kasmayın. Ama iletişime geçiyoruz diye lütfen şunu yapmayın, üç vardiya, ellerinize yönergeler verdiğiniz gençleri oraya oturtup, gelen sorulara “müşteri hizmetlerimiz sizi arayacaktır”, “ilgili birimlere ileteceğiz” dedirtmeyin. Demiştik ya, konuşuyorsak zaten internetteyiz, müşteri hizmetleri numaranızı yine iki tıkla bulabilir, arayabiliriz, aptal değiliz. Yetkisi olmayan, inisiyatif kullanamayan kişilerle bizi muhatap etmeyin. Bizi mesaja da boğma, “timeline”ı mızı gereksiz bilgilerle doldurma, okumuyoruz, hatta sinirleniyoruz

5.- Egolarınızdan arının. Markanız, ürününüz çok iyi olabilir.Çok kaliteli ürünler üretiyor, satıyor, pazarlıyor olabilirsiniz. Her şeyi doğru da yapıyor olabilirsiniz. Ama mutlaka aramızdan sizi, ürününüzü, hizmetinizi beğenmeyenlerimiz çıkacaktır. Bazen iyi niyetli, bazen art niyetli olarak hoşunuza gitmeyen şeyler söyleyebiliriz. Bazen rakip firmanızın, rakip “sosyal medya yönetimi” firması özellikle üzerinize geliyor olabilir. Özetle haklı olabilirsiniz. Ama bizle kavga etmeyin. Alçakgönüllü olun, eğer gerçekten haklıysanız, sizin yerinize aramızdan birileri cevabını verecektir. Ve bunu gördüğünüzde, bu iletişimi kurabildiyseniz eğer, çok mutlu olacaksınız. Unutmadan, haksız da olabilirsiniz, ürününüz hatalı çıkmış, istediğimiz hizmeti verememiş olabilirsiniz. Üzülmeyin, sosyal medyada mutsuz, tatminsiz bir müşteri aslında arayıp da bulamadığınız bir şey. Herkesin gözü önünde bu eksiğinizi, hatanızı kabul ediyor ve düzeltme yoluna gidiyorsanız, sizi takdir ederiz. Unutmayın, internet ve sosyal medya manipülasyona en açık yer ve bunu sizin kadar biz de biliyoruz. Sizin hakkınızda durduk yerde çıkan olumlu haberlere, kimden gelirse gelsin çok dikkat etmiyoruz. Aldırmıyoruz. Çünkü inandırıcı gelmiyor. Ama olumsuz yorumlar hemen dikkatimizi çekiyor ve o durumda sizin vereceğiniz tepki, problemi nasıl ele aldığınız, ne sürede nasıl bir çözüm ürettiğinizi izliyoruz. Ve emin olun, çözüm üretebilirseniz sizi takdir ediyoruz. O yüzden korkmayın, problemimiz varsa empati kurun ve çözüm üretin, bizi kazanmak çok zor değil.

6.- Bize küçük sürprizler yapın. Ne olduğu önemli değil, yaratıcılığınıza kalmış. Bazen güzel bir söz, bazen sevimli bir “mention”, bazen bir “like”, bazen bir “rt” bazen küçük bir hediye olabilir. Bunun için üzerinde düşünülmüş kampanyalara, stratejilere, mekanizmalara ihtiyacınız yok. Akıllı ve samimi bir sosyal medya yöneticisi, iletişimcisi yeterli. Küçük şeylerle mutlu oluyoruz. Evet, hemen unutuyoruz haklısınız ama sosyal medyanın yapısı bu. Ne önemli olayları saatlerce tartışıp ertesi gün unutmadık ki? Ama elinizi tutan yok, iletişim süreklilik gerektiren bir iş. Siz yapmaya devam edin. Ama ne olur, bildik yolları tekrar etmeyin, yarışmalar yapmayın mesela, bize sorular sormayın, şunu beğenirsen bunu kazanırsın demeyin. Kendiliğinden ve anlık olsun, ya da biz öyle zannedelim. Aşk yaşadığımızı düşünün, gerisi kendiliğinden gelir.

7.-Sosyal Medya farklı platformları olan çok geniş bir mecra. Evet, biz bir çok yerde olabiliriz ama siz her yerde olmak zorunda değilsiniz. Bizi kovalamayın. Bizi kovalamayın çünkü yakalayamazsınız, çünkü her yerde aynı şekilde etkili olma şansınız yok.  Hele takipçi kasmanıza, takipçi satın almanıza, çeşitli yazılımlarla takipçi sayısı artırmanıza da gerek yok. Doğru içerik paylaşıyorsanız biz sizi buluruz. Evet bu mecrada nicelik afili duruyor ama emin ol, nitelik daha önemli. Önemli olan kaçımızın seni takip ettiği değil, önemli olan takip etmemizi sağlaman da değil, önemli olan uzun soluklu bir ilişki kurabilmen. Tek gecelik bir ilişki bize uyar, ama sana uymaz. Hangi mecrada kuvvetliyseniz ve size uygunsa önce orayı sağlama alın. Sosyal Medya yönetimi özellikle içerik üretmek anlamında umduğundan çok daha zor ve vakit alan bir iş. Bir çok yerde zayıf veya orta halli olacağınıza bir veya iki mecrada yıldız ol. Biz yıldızları severiz.

8.- Yıldızları severiz derken, gerçekten yıldız olanları severiz. “Gibi” yapanları değil. Gerçekten yıldız olmak için önce gerçek hayatta yıldız olmanız gerekiyor. Ürün/hizmet kaliteniz, fiyatlarınız, erişilebilir olmanız, müşteri ilişkileri yönetiminiz, personeliniz ve tedarikçinizle olan ilişkileriniz, çevreyle ilgili duyarlılığınız, sosyal sorumluluklarla olan ilişkinizden bahsediyorum. Farkındaysan çok kalabalığız, her şeyi görüyor, her şeyi duyuyoruz. Bizi kandıramazsın.

Bu anlattıklarımdan sonra daha da mı korkutucu geldi?

Korkmana gerek yok, sen burada olmasan da biz senin hakkında konuşuyor, eleştiriyor, övüyor, küfür ediyor, alkışlıyor olacağız, olduk da. Olmadığın zaman bizim için bir şey değişmiyor, biz senin hakkında konuşmaya devam ediyoruz ama sen görmüyor, duymuyorsun. Deve kuşu gibi kafanı kuma gömmenin sana bir faydası yok, bizle ol, bizi dinle, bizle iletişime geç.

Şöylede düşünebilirsin, dünya kadar para dökerek yaptırdığın (umarım bütçe ayırıyorsundur) araştırmalar var ya, onun daha geniş kapsamlısını düşün. Binlerce insan, seni izliyor olacak, yorum yapıyor, olumlu veya olumsuz eleştiriyor olacak. Alınganlık yapma, düzelmen için yorum yapıyoruz, dinlersen daha iyi olacaksın. Bizi ölç,incele, raporla ve bir araştırma okur gibi detaylı oku, birbirimizi daha iyi anlayacağız…

Bir Cevap Yazın