Peki Nasıl Okul Seçeceğiz…Kavun değil ki koklayarak anlayalım…

Çocuğunuz okul çağına geldi mi? Eğer özel okul düşünüyorsanız yandığınızın resmidir.

(Devlet okulana verecekseniz de ayrı problemleri var ama ben onları bilmiyorum, ben burada sadece kendi deneyimlerimden yola çıkarak atıp tutmakla yükümlüyüm.)

Her şeyden önce şunu bilin ki, okul yılı öncesindeki yaz tatili planlarınızı unutun.

Doğal olarak araştırma çalışmalarına önce tanıdık, eş, dost vasıtasıyla başlayacaksınız. Çevrenizde sizden önce çocukları okula başlamış arkadaşlarınızla daha sık görüşme zamanı geldi. Görüştüğünüz herkes, istinasız, sözleşmiş gibi size okulundan ya çok memnun olduğunu söyleyecek, ya da memnun olmadığını (Memnun değilse niye çocuğunun hala aynı okula gittiğini anlamaya boşuna çalışmayın, mantıklı bir sebebi olmayacaktır) Bu noktada tamamen sübjektif görüşler söz konusu. Çocuğu söz konusu olduğunda rasyonelliği bırakan her anne-baba gibi onlarda yalnızca kendi deneyimlerinden yola çıkarak size öğütlerde bulunacaklar.

Hatta çoğu zaman aynı okul için kimileri övgüler yağdıracak, kimileri yerin dibine batıracak, aynı okuldan bahsettiklerinden bile emin olamayacaksınız.

Bu noktada yaptığınız ön elemelerle birkaç okul seçebilirsiniz. Daha sonra hem algıda seçicilik hem de okulların kampanya dönemleri geldiğinden tüm mecralarda okul ilanları görmeye başlayacaksınız. Elinize bir sürü broşür, tanıtım kiti geçecek. Buradan da sağlıklı bir sonuç alamayacağınızı baştan söylememde fayda olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu broşürleri/ilanları değerlendirdiğinizde şu sonuçlara ulaşacaksınız.

 

1.- Türkiye’de hiç kötü bir özel okul yok.

2.- Türkiye’de kötü spor tesisleri, bilgisayar laboratuarı vb. ye sahip olan özel okul asla yok.

3.- Deneyimsiz ve iyi olmayan Eğitmenlere sahip bir özel okul yok.

4.- Çocuğunuza anadili gibi yabancı dil öğretemeyecek bir özel okul yok.

4.- Sporda ve bilumum üç harf kısaltmalı seçme sınavlarında başarısız olan bir özel okul yok.

5.- Çocuklara rehberlik konusunda en iyi desteği vermeyen bir özel okul yok.

6.- Eğitim dışı aktivitelerde en iyi olanakları sunmayan bir özel okul yok.

(Zaten üç aşağıya beş yukarıya hepsinin aynı seviyede astronomik rakamlarla bu hizmeti veriyor olmasından anlamak gerekiyor)

Elinizdeki dokümanlardan da yaptığınız ikinci elemedeki okulları da toplarsak artık bir “kısa liste”niz oldu demektir.

Şimdi sıra geldi, okulların sizleri tavlamak için düzenlediği “Okul Tanıtım Günleri” ne katılmaya.

Askerlik yapanlar bilirler, bir teftiş telaşı içinde hazırlanmış olan bu “özel” günlerde karşılaşacaklarınız da kısaca şöyle;

 

  • Okul girişindeki güvenlik görevlileri sizleri, diş macunu reklâmlarından fırlamış gibi sürekli sırıtan 32 dişleriyle karşılayacaklar ve içeriye buyur edecekler. (Aslında neden özel okulların “Okul Tanıtım Günleri”ni bir reklam mecrası olarak diş macunu firmaları sahiplenmiyor anlamış değilim. Güvenlik görevlililerinden eğitmenlere, okul yöneticilerinden, sizlere yapılan sunumlardaki çocuklara herkes bembeyaz dişlerle gülümsüyor, günün sonunda aklınızda kalan tek şeyde bu oluyor, hatta rüyalarınıza bile girebilir. )
  • Okulun giriş bölümünde sizleri çay-kahve-kurabiye stantları karşılayacak.
  • Daha sonra okulun çok amaçlı konferans salonunda, yöneticiler sizlere bir hoş geldiniz konuşması yapacaklar ve okul tanıtımı için hazırlamış oldukları “Power Point” bir sunum gösterecekler.
  • Daha sonra hep birlikte küçük gruplar halinde, derslikleri, bilgisayar laboratuarlarını, spor salonlarını, yemekhaneleri okulun en gösterişli hocaları eşliğinde gezme şansı bulacaksınız.
  • Daha sonra ise özel sorularınızı sormak, daha detaylı bilgi almak için bire-bir görüşmelere geçeceksiniz.

 

Bunlar üç aşağıya beş yukarıya standart prosedür. Gelelim şimdi size bu geziniz sırasında anlatmayacaklarına ve sizin anlayamayacaklarınıza; (Emin olun bu bölüm daha eğlenceli )

 

Mesela, okulun spor dallarındaki başarılarından bahsederken, zaten Türkiye’nin müstesna kulüplerinde spor yapan başarılı sporcuları özel burslar vererek okullarına aldıklarından asla bahsetmeyecekler. Siz bu öğrencileri, okulun yetiştirdiğini zannedeceksiniz.

 

Mesela, biraz benim gibi kitap okumaya meraklı ve evinde kütüphanesi olan biriyseniz, neden okulun kütüphanesindeki kitapların evinizdeki kitaplardan daha az olduğunu asla anlayamayacaksınız.

 

Veya, bilgisayar laboratuarındaki bilgisayarların, biraz bilgisayardan anlıyorsanız, neden eski teknoloji olduğunun bir açıklaması olmayacak.

 

Sunumda isimleri geçen yabancı uyruklu dil öğretmenleri ise ancak okula kayıt yaptırdığınızda ve ilk veli toplantısında görebileceksiniz ve burasının bir okul mu, yoksa emekli yabancı uyruklu öğretmenler için huzur evi’mi olduğu sorusunu sormaya başlayacaksınız.

 

Power Point sunumda gösterdikleri ve okulumuzun fotoğrafçılık klübü başlığı altında geçen fotoğrafların niye kapkara ve sürekli ters ışıktan kaynaklanan lekeler halinde olduğunu açıklamayacaklar.

Unutmayın, bunun adı “eğitim” de olsa. ( Yani verdiğiniz vergilerle devletin size “özel” okul standartlarında vermesi gereken sosyal hakkınızdan bahsediyorum ) artık bu bir “iş”, yani ticaret. Yani, okul sahibi için zor bir durum. Hem kaliteli bir hizmet vermek zorunda ( ki öğrenci bulabilsin ve aldığı yıllık eğitim ücretini realize edebilsin ) hem de masrafları düşürmek zorunda ki “kar” edebilsin. ( Ucuz öğretmen, ucuz servis, ucuz teknik altyapılar vb. )

 

Eee, peki, her şeyi eleştirip duruyoruz da, okulu nasıl seçeceğiz.

 

Bence en iyi yöntem, etrafınızda eşten dosttan okul soracağınıza tanıdık, bildik öğretmenlere ulaşmaya çalışın. Özellikle özel okullarda çalışmış, çalışan öğretmenlerin yönlendirmeleri en doğru araç olacaktır.

 

 

Leave a Reply