Hack’ikatin Red’di…

…..

Hepsi birbirinin aynı.

Kıçınıza bahse girersiniz ki hepimiz birbirimizin aynısıyız… Bizler okulda biftek istediğimizde kaşıkla bebek maması ile doyurulanlarız… Pişirdiğiniz etin lokmaları çiğnenmiş ve lezzetsizdi. Biz sadistler tarafından kontrol edildik veya ruhsuzlar tarafından terslendik kaile alınmadık. Öğretecek bir şeyleri olan çok azı bizim öğrenmeye istekli öğrenciler olduğumuzu fark ettiler. Fakat bu insanlar çöldeki su damlacıkları gibiydi. Bu bizim dünyamız şimdi… Elektronların ve elektronik düğmelerin dünyası, bilgi aktarım hızının güzelliği. Fırsatçı oburlar tarafından yönetilmeseydi sudan ucuz olacak servisleri, zaten var olan bir sistemi, bedava kullandığımız için bizleri suçlu diye itham ediyorsunuz. Keşfediyoruz… Ve siz bize suçlu dediniz. Bilginin peşinden gidiyoruz… Ve siz bize suçlu dediniz. Bizler derimizin rengi olmadan var olduk, milliyetsiz, hiçbir dine ait olmadan… Ve siz bize suçlu dediniz. Atom bombası ürettiniz, savaşlara girdiniz, cinayet işlediniz, hile yaptınız ve bize yalan söylediniz ve bunların bizim yararımıza olduğuna inanmamızı sağlamaya çalıştınız ve biz hala suçluyuz. Evet, ben bir suçluyum. Benim suçum merak etmek. Suçum insanları ne söyledikleri ve düşündükleri için yargılamak, nasıl göründüklerine göre değil. Suçum sizden daha akıllı olmam ki beni hiçbir zaman affetmeyeceksiniz. Ben bir hacker’ım ve bu benim manifestom. Bu bireyi durdurabilirsiniz fakat hepimizi durduramazsınız.

Hepsinden öte, hepimiz birbirimizin aynısıyız.

The Mentor(8 Ocak 1986)[1]

 

1986 yılında ilk kez Amerika’da yayınlanan ve o yıldan sonra tüm dünyada“Hacker Manifestosu” olarak kabul edilen metnin son bölümü böyle bitiyordu. O yıldan bugüne tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de karşılığını buldu.

RedHack’in geçtiğimiz haftalardaki eylemleriyle ilgili çok şey yazıldı, söylendi. Ancak bu eylemler hakkında söylenmeyenler üzerinden bir şeyler yazabilmek, bakabilmek, farklı bir perspektiften, belki daha yukarıdan bir yerden incelemek gerekiyor.

Brain Solis’in“Sosyal Medya teknolojiden daha çok sosyoloji ve psikoloji ile ilgilidir” tespitini aslında tüm internet kültürüyle ilgili olarak temellendirmek mümkün. Interneti sonsuz bir özgürlük alanı olarak görmek isteyen tüm netdaşların ortak sesi olarak daha 1996 yılında Elektronik Ufuklar Vakfı’nın (EFF) kurucusu John Perry Barlow, “Siber mekanın bağımsızlık bildirgesi”ni yayınlamış, devletlere “Burada istenmiyorsunuz!” diye haykırmıştı.

Her platformun doğası gereği muhalif veya anarşist grupların da gerek kendi ideolojileri doğrultusunda, gerekse internetin özgürlüğü çerçevesinde seslerini duyurmak için bu platformda harekete geçmesi kaçınılmazdı. Öyle de oldu. Anonymous, LulzSec, Telecomix gibi “Hactivist” yapılar, ortak görüşleridoğrultusunda, internetin altyapısının doğallığı içerisinde ve bu mecraya uygun hiyerarşik olmayan, lidersiz, dağıtık ama iletişim halindeki, etkileşimli, yeni bir örgütlenme biçimini kurguladılar.

Aslında ister beğenelim ister beğenmeyelim, “Mem” temelinde paylaşım ortamları olan 4chan, /b/ gibi platformlarda kimliksiz (anonim) olarak, ama aynı zamanda sanal dünyadaki yeni kimlikleriyle ve bunun sonucu olarak alt-üst ilişkisi olmadan, aynı görüş, ideoloji, düşünce, bakış, fikir çerçevesinde kurgulanan “bir aradalık” sonucu, klasik anlamdaki örgütlenme modeliyle tanımlanamayacak kadar karmaşık bir yapı ortaya çıktı.

Sonsuz özgürlüğün, hiçbir kural olmadan her bireyin istediği gibi davranabilme, söyleyebilme, konuşabilme temellerinin oluşturulduğu bu platformlardaki “Mem” yapısı, egemen/erk yapılar tarafından kısıtlanmaya çalışılan fikir özgürlüğü vesansür baskısıyla karşı karşıya kaldığında “Anonymous” gibi kendiliğinden şekillenen yapılar ortaya çıktı. Anlık karar verebilen, değişken yapılı, kolektif bilinç doğrultusunda eyleme geçebilen, durağan olmayan yapılar.

“Anonymous”, “RedHack” ve benzer toplulukların bugüne kadar gerçekleştirmiş olduğu saldırı ve eylemleri burada sıralamayacağım. Meraklısı zaten biliyordur, ya da küçük bir aramayla detaylarını internetten bulması mümkün. Burada asıl anlaşılması ve incelenmesi gereken, bu oluşumların organik bir yapıya sahip olması. Daha basit bir şekilde anlatmak gerekirse “Anonymous” ve benzerleri birgrup ya da örgüt değil. Bunları bir fikir ya da eylem çerçevesinde rastgele oluşabilen hareketlilikler olarak tanımlamak daha doğru.

Birbirini tanıyan ya da tanımayan, bir fikir yada eylem için bir araya gelmiş, sonrasında dağılmış, başka bir eylemde başkalarının da katılımıyla yepyeni bir birliktelik kurabilecek, ve hatta aynı anda aynı çatı ismi kullanan dünya geneline dağılmış geçici bir aradalıklardan bahsediyoruz.

Hal böyle olunca, anonimlik (yani gerek eylem birliği yapanların birbirini yalnızca takma isimlerinden tanıyor olması, gerekse kamu tarafından bilinmiyor olmaları) ve sabit kalmayan ve sürekli değişken sayıları nedeniyle kanun koyucuların alışık olduğu mücadele şeklinin paradigması bozulmuş oluyor. Bilinmeyen ve sürekli/anlık değişiklik gösteren bir yapıyı takip etmek ve mücadele etmek bir yere kadar mümkün olsa da, bir yerden sonra kendi içerisinde durmaksızın yeniden birliktelik kuran devingen bir yapı, sonsuz bir döngü oluşturuyor.

Bir başlık altında gün be gün değişen, akışkan, göçebe bir yapıyı kontrol edebilmek imkânsız. Bu sayede alışagelmedik mevcut organizasyonel yapı Time dergisinin en etkili 100 kişi listesinde rahatlıkla kendine yer bulabiliyor.

Özgür Uçkan’ın politus.org.tr’de yayınladığı “Sokak+ (Dijital) İletişim= Aktivizm” başlıklı makalesinde anlatmış olduğu Latince -hem topluluk hem iletişimin temelini oluşturan- “Communis” sözcüğü, yani ortaklık, ortak olan bu yapıları doğru tanımlayabilmenin temelini oluşturuyor. İletişim ve ortaklık. İletişim sayesinde geçici veya kalıcı ortaklıklar oluşturarak, geçici veya kalıcı ortak bir hedef ve/veya fikir için eylemlilik.

Bu nokta önemli. Çünkü biçim, internetin ilk günlerinden alışık olduğumuz bireysel, yada tanınmış iki-üç kişiden oluşan “Hacker” mantığının çok ötesinde,farklı, geçişli ve karmaşık bir yapıya dönüşmüş durumda.

Gelelim RedHack’e. Daha önce gerçekleştirmiş oldukları eylemlerle kendilerini bir nebze duyurmuş olsalar bile, son eylemleri olan İçişleri Bakanlığı’nın web sitesinin haklanması olayını birçok açıdankırılma noktası olarak kabul etmek mümkün. İçişleri Bakanlığı’nın haklanması gerek zorluk gerekse ele geçirilen bilgiler açısından diğerlerine göre daha önemsiz görünse de, toplum tarafından kabul ve destek görmesi açısından önemli bir farklılığa sahip.

Sosyal medyada verilen bu desteğin temelini, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in Erzurum ziyareti sırasında “Sayın Bakanım geldiğine çok sevindim” diyen bir vatandaşa “Hadi bir takla at ya da oyna göreyim” cevabının kamu vicdanında açtığı yara oluşturuyor.Rahatlıkla gurur kırıcı/incitici denebilecek bu üstenci tavır karşısında, herhangi bir bireyin empati kurarak taraf olması sosyolojik ve psikolojik açıdan çok anlaşılır bir durum.

Bazı sözlüklerde RedHack’in İçişleri Bakanlığı sitesini haklama eylemi, kimi sözlük yazarları tarafından Lamer’lik olarak adlandırılsa da burada asıl dikkat edilmesi ve incelenmesi gereken olgu, eylemin zorluk derecesinden çok, toplumdaki yansımaları olmalı.

Bu sebeple sosyalist/devrimci oluşumların çok kısıtlı çevrelerce dikkate alındığı, sempati topladığı bir konjonktürde, kendisini “Devrimci” olarak niteleyen bir yapı ilk kez toplumun farklı kesimleri tarafından böylesine bir takdir ve sempati toplamayı başarabildi. RedHack’in “kamu vicdanı”na dokunmayı başarabilen bu eylemi doğru bir zamanlama olarak önem taşısa da, tek başına böylesi bir desteği açıklamak için yeterli değil elbette.

“Twitter akıllı ol adam gibi çalış! bak uyarıyom seni Redhack amcamın oğlu ona göre… ;)

Siyasi veya değil, yukarıda örneğini verdiğime benzer birçok konuda sosyal medya kullanıcılarının RedHack’e rahatsız oldukları kişi veya kurumları adres göstererek eylem beklemeleri yine önemli sayılabilecek bir olgu. Baskı unsurları, erk ve haksızlıklar karşısında sosyal medya kullanıcıları tarafından“Robin Hood” benzeri bir başvuru merci olma yolunda kendilerini kabul ettirebilmiş bir pozisyona geldikleri, kazandıkları bu sempatiyle özellikle genç kuşaktan birçok kesim için “Çekim odağı” oldukları da yadsınamaz bir gerçek.

Aynı söylem ve eylemlilik gerek sempati ve destek anlamında, gerekse aynı yoldan giderek, eylem konusunda aktif olabilecek yeni bireyleri kazanmalarıkonusunda önlerini açıyor. Kırılan/kırılacak tüm sistemler teknolojik bir yeterlilik ve beceriye ihtiyaç duysa da şifre çözücülük, hackerlık alanında en zayıf halka her zaman olduğu gibi “insan” öğesi.

Bu nedenle zamanla sistemin içerisinde istihdam edilmiş ve erk/otoriteyleproblemi olanhaksızlığa uğradığını düşünen destekçi/sempatizanlardan gelecek “İçeriden” bilgi sızdırmalar sonucunda daha büyük eylemlerle karşı karşıya kalacakmışız gibi görünüyor.

1970’lerden günümüze, klasik devrimci söyleminin ve katı duruşununkarşısında RedHack’in esprili tarzı da ayrıca dikkat çekici. Hackledikleri sitelere bıraktıkları mesajlar, Twitter hesaplarından yazdıkları mesajlar, internet kültürü içerisinde kabul gören içerik ve dil yapısına sahip. Bu da onların, bu kültür içerisindekilerle doğru bir iletişim kurabilmelerinin önünü açıyor.

Yine Twitter üzerinden gelen eleştirilere, öfkelenmeden, sakin, kimi zaman esprili, ölçülü bir alçakgönüllülükle verdikleri cevaplar da bu iletişimin gücünü destekleyen unsurlar arasında. İnternet ve sosyal medya ortamında doğmuş bir kuşağın oluşturduğu bu yapının, sosyal medya yönetiminde de başarılı olması hiç şaşırtıcı değil.

Dil bilgisiyle ilgili yazılan uyarı mesajlarına verdikleri cevaplarda internet kültürünün yarattığı ironik dili görmek mümkün.

“hazır konu açılmışken dahi anlamına gelen de da ayrı yazılır olayına da girseniz diyordum?”

“hangi de’lerde ayriliyor hangisinde birlesiyor bir bulsak ;) ) neyse biz hack yapalim siz ayirinonlari ;)

“Sanirim komple bir gramer dersi almamizlazim ;) ) neyse biz takilmayalim en iyisi, hack grubuyuz zaten, dil bilimci degiliz ;)

“ek$i sayesinde elestirileriogreniyoruz, ornegin; -mi eklerine dikkat edecegiz;) Bu arada adam hakli->”

Daha sert ve farklı ideolojilerden gelen eleştirilerde de hazır cevaplılığın yanında kurguladıkları esprili dilin, günden güne sempati ve desteğin artmasına katkısı oldukça büyük.

“siz kendinizi ne zannediyorsunuz. bi avuç devrimci ayağıyla sosyalist emperyalizmcilik yaparak bi bok yaptığınızı zannediyorsunuz.”

“Daha terimleri ogrenmeden siyaset yapma guzelkardesim “sosyalist emperyalizmcilik” nedir? Ne diyim sana ben ;)

“Paint ilemiyaptin? guzel “karsiliksiz” birakmamissin. Bu ne kiskanclikhabiretwit? Cemaat paramiyimi kesecek?;)”

“senin kafan almaz bunlari, dizin basladikosuver ;)

Gündemi ve toplumun nabzını tutarak, doğru zamanda doğru hamleler yapmaya ve sosyal medyadaki ilişkilerini aynı düzeyde tutmayı başarabilirlerse, birçok genç için “rol model” olmaya sanırım devam edecekler. Ayrıca İçişleri Bakanlığı sitesini haklamalarından sonra yaptıkları diğer eylemlerdeki fotoğraf/tasarım kurgusu ve dil, gerek görsel açıdan gerekse metinsel açıdan yeni bir yeraltı söylemi de beraberinde oluşturmaya başlıyor. Üstelik bununla da kalmayarak, sosyal medya takipçilerinden tasarım/görsel alanında destek isteyerek etkileşimlerini daha da güçlendiriyorlar.

Radikal gazetesi ile yaptıkları röportajda da zaten yukarıda değindiğimiz, kabul edilmiş manifesto çerçevesinde birbirinden bağımsız/otonom hareket edebilecek hücresel örgütlenme biçimine gideceklerini de deklare ediyorlar.

Emniyet müdürlüğü sitelerini haklamalarıyla ortaya çıkan devletin korsan yazılım kullanması, muhbirlik sistemi ve izinsiz takiplerin deşifresi yine RedHack’in hanesine başarı puanı yazılabiliyor. Üstelik, devlet için çalışan ve pratikte aynı suçu işleyen devletle doğrudan ilişkili hacker gruplarını ortaya çıkarmaları da devlet mekanizmasının işleyişi açısından kamu nezdinde bu güne kadar oluşturulmuş yapıların sorgulanmasına sebep oluyor.

Kim ne derse desin, ister ideolojik olarak karşı çıkın, ister kanun karşısında suçlu oldukları için uzak durun, ister lamerlik yapıyorlar diyerek indirgeyin, ister internetin haylaz sokak çocukları olarak görmezden gelmeye çalışın, sosyolojik ve psikolojik açıdan bu güne kadar rastlamadığımız bir “Hack’ikati Red’detmek” artık imkânsız.

Ortalıkta bir hayalet dolaşıyor…



[1] Vikipedia “Hacker Manifestosu”

 

Leave a Reply