Müşteri Her Zaman Haklıdır !

Evet haklısın. Yakalandık. Biz Türkiye’de yıllarını bu işe vermiş bir sürü insan, aslında organize bir suç örgütüyüz. Amacımız tamamen sizi dolandırmak. Cebinizden paranızı haksızca almak. Zaten kendinizin yapabileceği bir işi bize vermeniz saçmalık. Ne yapıyoruz ki zaten aldığımız üç kuruş parayı hak etmek için? Ne üretiyoruz ki?

Kendi sektörünüzde, hiç risk almadan yüzde 25-35 kar marjıyla çalışırken, hizmet verdiği her iş kalemi risk taşıyan bir firmanın yüzde 10 gibi bir ücret talep etmesi, tabiî ki kabul edilemez.

Üstelik bazılarımız, bazı üretim kalemleri üzerine, size söylemeden ufak da olsa gizli gizli bir kar koyuyoruz. Büyük dolandırıcılık. Gerek nakliyede, gerek kurulumda bir aksilik olduğu takdirde, bütün sorumluluk bizde olmalı ve zarar etmeliyiz zaten. Yapmadığımız için haklısınız. Müşteri her zaman haklıdır zaten.

Bizi hep işin kalitesi, fikrin, projenin farklılığı, yaratıcılığı üzerine değerlendirmediniz. Haklısınız. En az komisyon isteyen firmanın projesi en iyisidir. Neden rakiplerinizin projeleri, yaptığı işler daha iyi diye de düşünmediniz. Sonuçta yıl sonunda aynı işi kaça yaptırdığınız önemli. Hesap vereceğiniz tek şey bütçe. Çünkü sadece onu biliyorsunuz. Haklısınız.

İletişim konusunda kendiniz bir şey bilmediği gibi hizmet aldığınız firmanın daha önceki tecrübelerini yok saydınız. Pazarlama iletişimi konusundaki geçmişlerini de. Hiçbir zaman sormadınız, çalışacağınız firmayı seçerken. Önemli değil zaten, önemli olan bütçe. Yıl sonunda rakiplerinizle ve yaptıklarıyla bir karşılaştırma yapıp hesap vermiyorsunuz, bütçeyle hesap veriyorsunuz. Sizden öncekiler hostesi kaçtan alıyordu, siz kaçtan aldınız. Haklısınız.

Biz zaten ne yapıyoruz ki? Google’a girip ses-ışık firması, catering firması, vb. yazdığınız zaman hepsi çıkıyor, bir sürü firma var, teklif istersiniz, en iyi fiyatı verene işi paslarsınız, bizim de yaptığımız bu değil mi zaten? Haklısınız.

Yabancı konuklarınızı çağırdınız organizasyonlara, bırakın yabancı dili, Türkçe’yi bile doğru konuşamayın hosteslere sırf bütçesi yüzünden onay veriyorsunuz, önemli olan orada hostes olması, işlevsel olması değil. Haklısınız.

Son beş yıl içinde organizasyonlarda işini doğru yapmayan catering firmaları yüzünden kaç zehirlenme oldu biliyor musunuz? Bilmek zorunda değilsiniz. Sizin başınıza gelmedi. Haklısınız.

İyi fikir istersiniz, iyi fikirleri iyi tasarımlarla sunmamızı istersiniz, ama tasarım ve proje parası ödemezsiniz, haklısınız, sizi biz alıştırdık.

Neden Türkiye’de ve hatta dünyada, aynı işe arasında dağlar kadar fiyat farkı olan ses ve ışık teklifleri veriliyor, düşündünüz mü? Hayır. Haklısınız. Düşünmenize gerek yok. Önemli olan fiyat. İşin tekniğini zaten bilmiyorsunuz, adı ses ve ışık firması. Sizin için yeterli. Neden iyi sanatçıların anlaşmalı oldukları ses ve ışık firmaları var ve başka firmayla çıkmıyorlar, aklınıza geldi mi? Hayır. Niye gelsin ki? Önemli olan maliyetler, işin kalitesi değil. Haklısınız.

Neden fuarlarınız için hizmet aldığınız hostesler gün boyunca asık suratla oturuyor, düşündünüz mü? Hizmet aldığınız firma, günler boyunca topuklu ayakkabılarla ayakta duracak olan hosteslerin belli saatlerde değişmesi ve dinlenmesi gerektiği için, yedek hostes önermediği için olabilir mi? Ya da önerdiği ve sizin bütçeler yüzünden gerek yok dediğiniz için? Siz hiç topuklu ayakkabılarla günlerce ayakta dikildiniz mi? Haklısınız. Nereden bileceksiniz.

Gerçekleştirdiğiniz organizasyonda, konuklarınız yemekleri beğenmedi mi? Ya da serviste bir sürü aksaklık mı oldu? Nedeni Türkiye’de “outside catering” verebilecek catering firmalarını bilmiyor olmanız olabilir mi?  Ya da bütçe yüzünden, daha önce hazırlanmış yemekleri hizmet sırasında ısıtıyor ve öyle servis ediyor olmaları? Haklısınız.

Etkinliğinize gelen konuklardan birileri araçlarını aldıklarında çarpılmış veya içinden bir şeyler eksilmiş olduğunu ertesi gün size şikayet ettiler mi? Nedeni çalıştığınız vale parking firmasının profesyonel olmaması ve sigorta yaptırmamış olması olabilir mi? Haklısınız, o kalemden büyük tasarruf etmiştiniz. Önemli olan toplamdaki bütçenin ne kadara çekildiği değil mi? Sizin başarınız orada başlıyor ve bitiyor, memnuniyette değil.

Aklı başında hiçbir etkinlik yönetimi firmasının hayatta çalışmayacağı firmaları ve hizmetlerini sırf bütçeleri uygun diye bize dayattınız ve sorumluluğunu bize attınız mı? Haklısınız. İşimiz ne dünya kadar para kazanıyoruz, niye yapmayalım.

Gerçekleştiğiniz herhangi bir organizasyonla ilgili kurulum, söküm, gerekse organizasyon sırasında herhangi bir kaza gerçekleşti mi, gerek personelden, gerekse konuklardan birileri yaralandı mı? Ya da bu olasılık aklınıza geldi mi? Geldiyse bile sigorta işi bizim sorumluluğumuz değil mi? Haklısınız. Zaten insan hayatı çok umurunuzda değil, önemli olan bütçe. Hizmet aldığınız firmaların personelinin, sizin işinizle ilgili zorunlu SSK’ları ödeniyor mu? Hayır mı? Haklısınız. O yüzden daha uygun fiyata almış olabilir misiniz?

Kabızlığınız yüzünden, üç kuruş tasarruf edelim diye ucuza çalıştırdığınız, bilgisiz, eğitimsiz, görgüsüz elemanlarınız yüzünden, en önemlisi, risk almayı gözünüz yemediği için, işin riskini üç kuruşa bize satmaya kalktınız. Rekabet yüzünden bazılarımız kabul etti. Bazılarımız hayır dedi. Çok şaşırdınız. Haklısınız. Müşteri her zaman haklıdır. Evet demeliydik.

Kendinizin hayal bile edemeyeceği projeleri, tasarımları bizden istediniz. Üstelik sömürerek, üç kuruşa kapatmaya çalışarak, bizi bize kırdırarak. Üstelik iyi projeyi kötüsünden ayırt edemeden. Haklısınız. Sizin hayal edemediklerinizi, bilginizin, eğitiminiz yetmediği şeyleri biz size bedavaya vermeliyiz. Niye sorun çıkarıyoruz ki? Terbiyesizliğin bu kadarı.

Komşunuzun oğlu, genel müdürünüzün akrabası, yönetim kurulu üyenizin metresi bu işi bizden daha iyi biliyor, üstelik üç kuruşa yapıyor, niye bize para vereceksiniz ki? Haklısınız.

Onlarca kez proje, teklif, bütçe isteyip iş vermediğiniz halde, her çağırdığınızda belki bu sefer diye tekrar iş üreten firmalar çıktı aramızdan, neden her seferinde onlarca firmayı çağırıp, fikirlerini, çalışmalarını sömürmeyeceksiniz ki? Haklısınız.

Sektörün sorunlarını bilirken, bir araya gelip, dernek gibi bir dernek kuramadık. Sektörün standartlarını oluşturamadık. Yaptığımız tek şey, körler sağırlar birbirini ağırlar, kurduğumuz dernek üyeleri arasında kendi kendimize ödüller dağıttık. Haklısınız.

Yaptığımız işle ilgili Türkiye’de doğru dürüst eğitim veren bir kuruluş, üniversite yok. Bu konuda bir şey yapmadık. Bize değer vermemekte haklısınız.

Biz sizleri dolandırmaya çalışan, cebinizdeki parayı çalmaya çalışan organize suç örgütü olarak sizden özür diliyoruz. Haklısınız.

Herkes hak ettiğini yaşar.

Haklısınız.