Çocuğu Spora Yazdırmak İstiyoruz Ama Bilemedik Şekerim Sendromu…

Çocuklarımız biraz büyüyüp, ele avuca sığmaya başladığında, hangi okula vereceğiz sendromundan önce başlayan bir sendrom daha var. “Çocuğu spora yazdırmak istiyoruz ama bilemedik şekerim sendromu”

Çocuk erkekse, iş daha kolay, tabiî ki ata sporu olan “Futbol”. Her babanın arzusu, oğlu büyüyecek, futbol oynayacak. Hem futbolda çok para var. Bu koşullarda büyüyen her erkek çocuğun birinci, birinci değilse bile ikinci tercihi “Futbol”. Hadi onların suçu yok, belli bir yaşa gelene kadar, “Futbol” dan başka bir spor olduğunu zaten bilmiyorlar. Peki biz? Biz biliyor muyuz?

Bilmediğimiz, son 2008 Pekin Olimpiyatları’nda, 1 Altın, 4 Gümüş ve 3 Bronz ile dönmemizden belli zaten.

Yukarıdaki son iki paragrafla ilgili olanlar için zaten söyleyebileceğim bir şey yok, onlar yollarını çoktan çizdiler. Ama benim gibi birazcık daha sporla ilgili olan aileler için konuşmaya devam edebiliriz. ( Son bir şey daha söylemeden edemeyeceğim, televizyonda zap yaparken sahada ellerinde raket olan insanlar sinek kovalamıyor,

Ve derdiniz paraysa onlar da bir o kadar kazanıyorlar… )

Çocuğunuzla ilgili olarak spor seçimine başladıysanız, öncelikle çocukların fiziki gelişimleri ve bu dönemde hangi sporların yapılabileceği konusunda bir uzmandan görüş almanızda fayda var. Fiziki gelişimini tamamlamış çocuklar, ağır sporlarla uğraştıklarında gelişim bozuklukları yaşıyorlar. Burası zaten en kolay olan yeri. İyi bir uzman, doktor sizlere, jimnastik, yüzme, judo, basketbol, voleybol vb. gibi çocuğunuzun yaşına uygun sporları hemen arka arkaya sayabilecektir.

İkinci aşamada ise iş size kalıyor. Sizlere önerilen sporlar arasından nasıl seçim yapacaksınız. İlk akla gelen ailenizin kalıtımsal özelliklerine göre karar vermek gibi geliyor ama yanlış… Kısa boylusunuz diye çocuğunuz kısa boylu olmak zorunda değil, üstelik kısa boyluysa basketbol oynayamayacak diye bir şey de yok. Bakınız;

Sezona büyük umutlarla başlayan ancak aldığı kötü sonuçlarla Kuzeybatı Grubu’nda son sıraya demir atan Denver Nuggets, geçen yılın şampiyonu Detroit Pistons’ı 117-109 yenerek moral bulurken, sahada Earl Boykins şov vardı. 1.65’lik boyuyla NBA’in en kısa oyuncusu olan Boykins, buna karşın ligin en iyi savunma yapan ekiplerinden Detroit Pistons’a karşı 32 sayı üretti, 2 ribaunt aldı, 6 asist yaptı, 1 de top çaldı. 15’te 11 gibi yüksek bir şut yüzdesiyle oynayan Boykins, kullandığı sekiz serbest atışta da isabet buldu.

Boykins böylece, NBA tarihinde bir maçta 30’dan fazla sayı bulan en kısa boylu oyuncu oldu.

(2004)

Her şeyden önce çocuğunuz ilk kez spora başlayacaksa, ilgisi olan bir sporu seçmeniz çok önemli. Severek başladığı bir spor dalına, daha hevesle gidecek ve keyif alacaktır. Böylece her sabah evden çocuğunuzu spora götürürken bir kıyamet yaşamayacaksınız. (Unutmayın biz çocuklarımızdan daha önce pes ediyoruz… )

O yüzden çevrenizdekilerin ne dediği, komşunuzun çocuğunun hangi sporla uğraştığı, yalnızca onları ilgilendiriyor, sizi değil…

Bu aşamadan sonra, çocuğunuzun ilgilenebileceği ve yaşına uygun bir spor bulduğunuzu ve başladığını düşünüyorum…

Çocuğunuz biraz büyükse, yani anaokulu veya ilkokula gidiyorsa, üçüncü ve en zor aşama olarak, çocuğunuzun okuldaki “Rehberlik Öğretmeni”ni aşmanız gerekiyor.

Eğer çocuğunuz bireysel bir sporla ilgileniyorsa, maalesef erken yaşta başlanan sporların çoğu, jimnastik, yüzme, judo gibi bireysel sporlar. Rehber Öğretmeniniz bunu öğrendiğinde sanki çok kötü bir şey yapmışsınız gibi, suratına o ifadeyi takınarak, çocuğunuzu “Takım Sporları”na yönlendirmeyi kendine iş edinecek. Siz istediğiniz kadar, karşınızda koca poposuyla hayatında hiç spor yapmadığı belli olan ve bilir bilmez konuşan “Bilirkişi”nin spor konusundaki yetkinliğini kafanızda tartmaya çalışın. Bunu yüzüne söyleyemediğiniz sürece –ki kesinlikle tavsiye etmiyorum, o bildiğini okumaya devam edecek.

Hayatında hiç spor yapmamış, bırakın spor yapmayı, 15-20 tane spor dalını ve kurallarını sayamayacak birinin, sporu, çocuk gelişimindeki bir “oyun” olarak algılaması sonucu hiç ilerleme kaydedemeyeceksiniz. (Bakınız ikinci paragraf, Olimpiyat oyunlarındaki derecelerimiz)

Hele benim oğlum gibi çocuğunuz, Uzakdoğu sporlarından birisiyle uğraşıyorsa, zaten yargısız infazınız gerçekleşmiş durumdadır. Hemen erkek çocuk babası olarak, vurdulu-kırdılı sporlar seçerek çocuğunuzu bir “maganda” olarak yetiştirdiğinizi düşünecektir.

Çocuğunuzun yaşına uygun bir spor seçtiğiniz takdirde, kim ne derse desin ( ben de dahilim buna ) ve çocuğunuz bu branşın antrenmanlarına gitmekten keyif alıyorsa, emin olun doğru yerdesiniz.

Erken yaşta başlanan doğru sporlar, çocuğun “esneklik” kazanmasında oldukça önemlidir. ( Judo, jimnastik gibi ) Bu yaşlarda kazanılmayan “esneklik” asla daha ilerde yaşlarda kazanılmıyor. Ve çocuğunuz büyüdükçe, ilgi alanları değiştikçe aynı anda iki sporu yapma şansı her zaman mevcut veya yaptığı sporu değiştirme şansı.

Bakınız, 2008 Pekin Olimpiyatlarında, daha önce 2004 Atina Olimpiyatlarında “Kürek” dalında madalya kazanan İngiliz Rebecca Romero, Bisiklet Takip dalında Altın madalya aldı.

Her şeyden önce şunu bilin, çocuğunuz spora başladı diye, hemen evin bir köşesinde onun alacağı madalya ve kupalar için yer ayarlamanız gerekmiyor. Spora başladı diye devam edecek, veya devam edecekse Olimpiyat Şampiyonu olacak diye kesin bir şey yok. ( Kaçınızın evde, büfenin üzerinde madalya ve kupalarınız duruyor ki, onunkilerin de durması gereksin )

Ama, kendi sorumlulukların bilmesi, kendi gelişimini görmesi, kendi yaşamını disipline edebilmesi için spora ihtiyacı var. Bunun için de desteğinize…  Unutmayın, sporu kendisi için yapıyor, kendi zihinsel ve fiziksel gelişimi için. Ve hangi sporu yaparsa yapsın, karşılaşmalarda, maçlarda önce kendisiyle yarışıyor, başkalarıyla değil…  Başarı ? Bırakın gelecekse arkadan zaten gelir…

 Yorum yazmadan önce bilmeniz gerekenler;

1.- Futbol’a karşı değilim, iyi maçları seyrederim. Oğlum da Futbol hastası….

2.- Evet, kendim spor yaptım. Büyük kulüplerden birinde, bir çok İstanbul ve Türkiye şampiyonluğum var.

3.- Ben burada attım tuttum diye; çocuğunuzun Rehber Öğretmeni biraz kiloluysa illa ki spor yapmamış anlamına gelmiyor. (Umarım Rehber Öğretmenler Derneği falan yoktur ve örgütlü bir saldırıya maruz kalmam )

4.- Çocuğunuz 6-7 yaşlarındaysa ve iyi bir Dojo’da iyi bir Antrenörden ders alacaksa, özellikle Uzakdoğu savaş sanatlarının felsefesini de anlatabilecekse şiddetle “Judo”yu tavsiye ediyorum.

5.- Unutmadan, kim ne derse desin, spor çocuğunuzun ilerde iş yaşamında da başarılı olmasını sağlamaz.. ama kazanmanın ve kaybetmenin geçici ve sürekli olmadığını öğretir.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın